14 Haziran 2010 Pazartesi

Rebound'un Rebound'ı

Rebound;

Basketbol, Hentbol gibi sporlarda dönen topu kapma işlemine verilen isimdir.

Uzun süreli bir ilişki bittikten sonra oradaki yaraları kapatmak için yaşanan ilişkiye verilen isimdir.

Tıpta elin karna bastırılıp çekildiğinde ağrının artmasına verilen isimdir.

Bateri çalarken snare drum'a vurulduğunda bagetin sekmesine verilen isimdir.

Bisiklet maşalarında bulunan ve geri tepme hızını ayarlayan düzeneğe verilen isimdir.

Ekşi sözlükten biraz destek aldıktan sonra konumuza dönelim.

Ergenlikle beraber karşı cinse ilgi duymaya başlıyoruz. Bir çoklarının arasından çekip çıkarıyorsun daha sonra da. Farklı oluyor gözünde. -Aslında hiçbir şey farklı değil- Böyle bir çoklarını yaşıyorsun hayatın boyunca. Kimisi "çıkmak" oluyor, kimisi "takılmak" oluyor, kimisi "birliktelik" oluyor, kimisi "one night stand" oluyor, kimisi "fuck buddy" oluyor, kimisi "eş" oluyor, kimisi "yaren" oluyor.

Bu terimlerin üstünde daha önce de durmuştum. Bunları aftermath'i kafamı kurcalayan bu aralar. İster uzun olsun ister kısa ister tutkulu olsun ister romantik hepsi bitiyor bir gün. O hayatından çıkıp gidiyor ve bok gibi ortada kalıyorsun. Sonra yalnız hissetmeni takiben psikolojik olarak sığınmak istiyorsun. -bu farklı şekillerde olabilir- Ve sığındığın o korunak bir gün su kaçırmaya başlayacak. İçinde yaşamayacak hale geleceksin. Seni soğuktan, sıcaktan ve dışarıdan koruyamayacak. Kevgire dönecek çatısı. Ve sen taşınmak zorunda kalacaksın. Yeni bir sığınak bulmak zorundasın. Yeniden güvende hissedeceğin bir yer. Bir nevi kaçmak zorundasın. Bunu hayatının büyük bir kısmında yapacaksın. İstesen de istemesen de. Her zaman altında korunmak istediğin bir sığınak olacak. Ama hiçbiri asla senin kadar kuvvetli olmayacak. İçeri girerken omuzları ve boynunu eğeceksin, içinde iki büklüm duracaksın. Daha sonra çıkmak zorunda kalacaksın. Yenisini arayacaksın.

Senin için ideal biri asla yok. Olmadı da. Sen "o" olduğunu düşündüm sadece. Ve hepimiz bir gün bu maratondan yorulduğumuzda yalnız başımıza öleceğiz. O an bizi hatırlayanların sayısı da bir elin parmağını geçmeyecek.

1 yorum: