5 Ağustos 2010 Perşembe

Kitap Okuma Alışkanlığı ve Roman Okuma Üzerine

Günümüzde pek çok insan kitap okumak ile roman arasındaki farkı ayırt edemiyor ne yazık ki. Bunun akabinde sevdiği bir yazarım romanlarını okumuş ise "Ben kitap okurum." veya "Ben çok kitap okudum." gibi söylemler ile karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Ancak roman okumak demek başka bir dünyada yazarın aklındaki olayları üçüncü bir göz olarak gözlemlemek demek. Onu yaşayamazsınız, onu gözlemleyemezsiniz. Sadece farklı bir dünyaya seyahat etmiş olursunuz.

Kitap okumanın en büyük farkı da bu noktada ortaya çıkıyor. Belirli bir disiplini baz alarak sürekli olarak tezler üretilir ve çürütülür. Olay yoktur, daha çok çıkarım vardır. Günlük yaşamda rastlanabilir bunlara, ve size bir romandan daha çok şey katar. Doğruluk yüzdesi daha yüksektir. Olayı yaşamak yerine tek taraflı bir dialog okursunuz çünkü. Her şey disiplinlere bağlıdır.

Derdi olan kitap yazar, canı sıkılan roman yazar.

Bu noktada iki alanı daha ele almam gerekiyor yazdıklarımın açıklarını bir nebze de olsa kapatmak için, tarih kitapları ve biyografiler.

Tarih kitapları saf bilgi içerir. Eskiler hakkında bilgi verir. Tecrübe edemezsiniz, ancak savunacak fikirleriniz olur.

Biyografiler ise adı gibi kişiseldir. Bu sebeple de yine tecrübe edemezsiniz ancak çizdiğiniz yola yön verebilir.

Kitap okuma alışkanlığı ise kişisel ritüellere bağlıdır. Herkesin okuma düzeni başkadır. Rahat ederek okuduğu mekan ve tempo farklıdır. Ve sadece zaman farklılığı yaratır. Ancak verimli okunduğu sürece bitirme süresi önemli değildir.

Verimlilik günümüzün en önemli olgusudur. Beraberinde de hız gelir.

Kitap ise özgürlüktür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder