Yok olmayı beklerken zorunluluktan nefes alıyorsun. Küllerinin etrafa savrulmasını istiyorsun bir an önce. Telefonda rastgele çevirdiğin numaradaki adamın sana "alo" yerine "öl" demesini istiyorsun. Çünkü doğrunla yanlışın birbirine girdi. Ne konuşabiliyorsun ne susabiliyorsun. Fakat anlatman lazım ki unutasın. İçmen lazım ki unutasın. Benliğini kaybetmelisin. Ki unutasın. Eğlencenle acıların birbirine karışıyor. Eğlenmek senin için çok bir hal almaya başlıyor. Sessiz kaldığında duydukların rahatsız ediyor seni. Ama emin ol, gün gelecek onlar seni rahatsız etmeyecek.
Hissizleştiğinin farkındasın değil mi? Sessizlik seni manipüle ediyor. Buna eminim. Sessizlik seni kontrol etmiyor. Sessizlik seni meşgul ediyor.
Yok olmak istiyorsun. Lakin hiç olmak istemiyorsun. Kafanda bu üç harfin tasvir ettiği başka terimler var. İkisi sana göre farklı. Belki de aynı yola çıkıyor ikisi de. İnanmak istiyorsun bunların farklı olduğuna. Birbirinden ayrı kavramlar içerdiğine inanmak istiyorsun.
Bunu benim için yapabilir misin?
Bunu benim için yapar mısın?
İkisinin farklı olduğunu ispatlayabilir misin bana?
İkisinin farklı olduğunu ispatlar mısın bana?
Acıma ortak olmasan da zevkime ortak olmasan da bunları benim için yapar mısın?
Yok olduğumda bir hiç olmak istemiyorum.
Şüphesiz ki hepimiz ortaya koyduklarımız ve ürettiklerimizle kendi varlığımızı başkaları üzerinden doğruluyoruz Mert.
YanıtlaSilBütün her şey senin Matrix'in olabilir ve ruhun bile duymayabilir, Schrodinger'in kedisi olabilirsin bunu bilmiyor olabilirsin.
Ama öldükten sonra arkanda "Bunu yaptım" diyecek işler bırakırsan ki bırakacağız işte o zaman varlığın sen fiziksel olarak devam etmesen bile doğrulanmış olacak.
Bu sebeple yazmaya, üretmeye ve çabalamaya devam etmiyor muyuz zaten?