İstanbul, İzmir, İstanbul, İzmir, İstanbul.
Bari bahtımız açık olsun da kutup ayıları çıkmasın karşımıza.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
12 Ağustos 2009 Çarşamba
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Dört teker üstünde hayatlar
.jpg)
İzmir gibi küçük bir şehirde bile öss'ye hazırlanan bir gençi en iyi ihtimallerle düşünürsek; sabah okula yarım saat, akşam dersaneye gidiş 1.5 saat, geri dönüş 45 dk. Ne etti? 2 saat 45 dk. Az daha yuvarlayıp 3 saat de sen ona oyalanma falan. Bu da ayda 90 saat yapar ki o da 3.75 gün eder. Yılda 45 gün... Yani koca yıl içinde 1.5 ayın 4 teker üstünde geçmiş. Çok büyük bir zaman bu. Hele ki bunlar İzmir koşulları.
Ya çok büyük bir zaman israfı bu ya da bu yolcuğu çekilebilir hale getirmeliyiz.
Not: daha sonra karavanlar hakkında da bir yazı yaacağım.
6 Ağustos 2009 Perşembe
An itibariyle...
PS: Doğum günü hediyesi alayım bu herife diyorsanız ben size jpeg atayım siz onu tişörte basın. :F
4 Ağustos 2009 Salı

Yine bir boşluğu düştüm. Şuursuzca yaşıyor gibiyim. Boşlukta yuvarlanıyor gibi hissediyorum. Belki de sıcaklardan bunaldım. Güz gelmeli artık. Beremle kulaklığımla sararmış yapraklar basıp çatırtılarını hissederek yürümek istiyorum. Yanımdan geçen insanları seyrekmek, tepkilerini izlemek istiyorum.
Hava soğuduğunda berem bir numaralı aksesuvarım olur benim. Neden bilmem ama severim bere takmayı. Belki de kafamı sıcak tutuğu içindir. Ya da soğuğun içinde sıcağı hissettirdiği için yaşıyor hissi verir insana.
Eski silik bir anı geldi aklıma;
Ekim, Kasım gibi bir şey olacaktı takvim yaprağının gösterdiği tarih. Alsancakla Gümrük arasındaki en sakin en canlı yol olan sevgi yolu güzergahından yürüyordum. Yağmur yağmış yerler ıslanmış. Radiohead dinliyorum. Başımda bere elimde sigara. Ve dümdüz yürüyorum. Huzur bulduğumu hissetmiştim o an.
Hatırlamıyorum nedenini. Aidiyet duygumun tavan yapmasından da olabilir. Emin olamıyorum. Sadece yürüyordum boş ve düz yolda.
Üşümeyi seviyorum aslında. Yaşamı hissettiriyor. Heleki elim, burunum ucu, kulaklarım üşüyorsa daha mutlu daha neşeli oluyorum. Soğuk ama üşütmüyor. Aksine lokal serinlikle beraber bir sıcaklık getiriyor.
Hatırlamıyorum ilk ne zaman bulaştım bu bere işine ama babannem sağolsun kaybettikçe yenisini diktirdim. Ben kaybettim ertesi günü yünü aldı ve akşamına hazırlı yeni berem.
Öyle çok şatafat, şaşa sevmem zaten. Düz siyah bere. Bildiğin paçavra yani. İp parçası.
İzmirde doğup büyümemden kaynaklanan bir olay da hiç belime kadar onu geçtim bileğime kadar kara batmamış olmam. Götümü donduran bir kar kış kıyamet görmedim. Hiç denecek kadar az saysak bile.
Ama güzün tadı başka. Kimisi deniz kum güneş der durur oysa benim ne deniz ne kum ne de güneş üzerine heveslerim var. Soğuk olsun üşüyeyim yavaş yavaş.
Ve yeniden yaşadığımı hissedeyim.
PS: Çok dengesiz bir yazı oldu farkettim ama olsun artık.
...for cutie
I need you so much closer
I need you so much closer
I need you so much closer
I need you so much closer
2 Ağustos 2009 Pazar
Belli mi olur?
Çarşamba bildirdim tercihleri. Geç oldu haber verme mevzusu fakat anca baş başa kalabildik.
İstanbul ü. iktisat
Mar. ü. İkt
İÜ. Ekonometri
Dokuz eylül ikt.
DEU ekonometri
Diye gidiyor yamulmuyorsam işte.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)