
Ya da olay Ikari Gendo duruşundaki parmakları biraz daha açıp bir elin sen bir elin o olması ve birleşen dıştaki boğumlar "ortak payda" olması ve senin elinin sana kalan boğumlarının "birey olan sen" diğer elin boğumlarının ise "birey olan o" olması mı?
Neticede eğer her an göt göte yaşarsan sonun başlangıcı fitilini kibrit değil zippo ile yakmış oluyorsun. İster bir hafta ister ay ister bir yıl ya da daha fazla sürsün bu göt götelik ortak paydaları da sömürüyor. Anlatacak yaşanan kalmıyor. Ne sende o onda.
Bir araya geldiğinde ise hem özlem duyuyorsun hem de "şu gün gelse de ona şunları şunları anlatayım" diye düşünüp duruyorsun.
Hayattaki tek amaç bu boşluk içinde aç kalmamak, götün sıcak bir yerde uyumak ve eğlenmek. Hayat standartını ayarladıktan sonra fuzuli harcalamaları radikal reformlarla kontrol altına alabilir ve babalar gibi eğlenebilirsin.
Sen ne yapmaktan hoşlanıyorsun? Hoplamaktan mı? O ne yapmaktan hoşlanıyor? Amuda kalkmaktan mı?
O zaman sen hopla o da amuda kalksın. Yan yana olduğunuzda da amuda kalkıp hoplayın. Böylece "ortak payda" olgunlaşır.
Eğlence olgusuna dönecek olursak da xx'le olan eğlecelerde y kromozomu ağır basmasın lütfen. Romantik eğlence olsun. Anlatmaktan dilin kuruduğunda dizine yatıp dinle ve o an senin için romantik eğlence başlasın. Günü batışında elini tutuyor olmaktan öyle mutluluklar duy ki kendi içinde yüzüne bakıp gülümsediğinde o da aynı şeyleri hissetsin. Eline daha sıkı daha kuvvetli sarılsın. O ince kırılgan parmaklarıyla...
Her omuz omuza sohbetten sohbetten sonra "zorunluluktan ve o öyle istiyor" diye değil, sen bunu söylediğinde mutlu olacağın için ve o da senin mutluluğudan mutlu olacağı için ufak bir "teşekkür et" çünkü hem xx hem xy karşılıklı olarak ortak boğuma çıkmak için diğer boğumun üzerinden geçiyor. Çeşitli "bireyselliklerden" vazgeçip tırmanıyor.
Rotamızı üçüncü tekil kişilere çevirelim;
Dışardan fevkalade görünen ilişkiler içerde çok büyük fırtınalarla ilerleyebiliyor. xx, xy'yi ya da xy xx'i kendi boğumlarına çekmeye çalışıyor. Bir tepenin diğer tarafına geçer gibi diğer boğuma atlamak içinse kendi boğumundaki düğümleri ve halatları söküp diğer tarafa ilmeklemen gerekiyor. O zaman da yazının başında bahsettiğimiz kısır döngüye yüz tutuyor ve halatlar fitil oluyor.
Dışardan gayet kötü ve uyumsuz görünen xx ve xy'ler ise kimi zaman boğumları ve ilmekleri o kadar iyi ayarlıyorlar ki boğumlarına olan ihtiyacı bilip ona göre davranıyorlar. Daha kuvvetli ve daha tutarlı devam edebiliyor bu şekilde yan yanalık.
-ebiliyor çünkü kesinlik olamaz. Belki üst boğumda bir oynama ya da alt boğumda ufak bir balans ayarı -her iki fraksiyon için de- dengeyi bozup Jenga'daki gibi başından aşağı yıkılabiliyor.
Amaç boğumları birbirine karıştırmayıp heterojen karışımı yakalamak. Ne göt göte mırç mırç giden yavşak bir ilişki -ki bu yan yanalık olamaz- ne de üst boğumlardan yukarı çıkıp tırnakların değmesi ve görünürde bir birliktelik olması. Bir boğum değecek ama iki boğum ı-ıh.
Şimdi biraz daha harcore bir roto çeviriş;
Ulan cinsel dürtüyse işin sadece, o kadar para yedireceğine işinin ehli zibil gibi hem kriz döneminde daha ekonomik.
Ayrıca öpmesen de elini tutamasan da yine de ona aidiyet duygusuyla yaklaşıyorsan o uzaktayken "birini bekliyorum" diyorsan onun verdiği 5 kuruşluk bir zımbırtıdan bile yüzlerce anı canlandırabiliyorsan gözünün önüne o zaman içten içe sen, onun boğumunu kendi boğumuna dikmeye başlamışsındır. Yavaş yavaş, sindire sindire, kendinin bile haberi olmadan.
*Gazlayanlar;
Arhan, Can, Diego, Mert is Mert
(Alfabetik sıranın gözünü seveyim)
**İlhamlayanlar;
Bu yaşıma kadarki oksijenli ortamda soluk almış zibilyon insan gözlemi
***Playlist;
Radiohead, Avril Lavigne (Who Knows)
Biterken Radiohead I Might Be Wrong
**** Blog makara kukara olmasın arada yazmak lazım.
:) Çok hoşuma gitti. Eline sağlık.
YanıtlaSil