27 Temmuz 2009 Pazartesi

Maybe, i can't fly

i just walk.

Bir mucize olmazsa ya da şansım yaver gitmezse İstanbulu kazanamıyorum. Ya da belli mi olur çat diye girerim. İşte o zaman çok iyi olur.

Mucizeler aslında hayallerden ibaretse. DEU iktisat beni bekliyor. Artık evden kampüse yürüye yürüye giderim.

26 Temmuz 2009 Pazar

I want this shit!


Bu stickerı bana doğum günümde hediye etsenize. 6 Ağustosa pek kalmadı nasılsa. =p

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Yakında poketopuna gireceğim!

Geçen gün rüyamda pokemon evreninde/ds üzerinde pokemon evreninde dolanıyorum. Karşıma önce charmeleon çıkıyor ultra ball yağdırıyorum. Yakalayamadan kaçıyor. Squartle çıkıyor (kamina gözlükleriyle) ultra ball'lar onu da yakalayamıyor. En son balbasaur çıkıyor. O da 3. sallanmada kaçıyor. Hepsi kaçınca bir sinirle uyanıyorum/ds'i kapatıyorum.

Evet bu bir rüya. Bana neler oliy?

24 Temmuz 2009 Cuma

Luv? WTF?




Nedir şu canına yandığımın mevzusu? Yolda el ilanı dağıtan kıza, o elindeki ilanı tanıtırken etkilenmek mi? Ya da juggling zone'da çevirten kıza "Hmmm" yapmak mı? Yoksa muhabbetin dibine vurup bir aylığına yurtdışına çıktığında özlemle karışık romantizme boğulmak mı? Yoksa Ace'in dediği gibi mi? Yoksa Dual Can'ın dediği gibi mi? Yoksa hiç biri mi? Belki de ortaya karışık? Who Knows?

Ya da olay Ikari Gendo duruşundaki parmakları biraz daha açıp bir elin sen bir elin o olması ve birleşen dıştaki boğumlar "ortak payda" olması ve senin elinin sana kalan boğumlarının "birey olan sen" diğer elin boğumlarının ise "birey olan o" olması mı?

Neticede eğer her an göt göte yaşarsan sonun başlangıcı fitilini kibrit değil zippo ile yakmış oluyorsun. İster bir hafta ister ay ister bir yıl ya da daha fazla sürsün bu göt götelik ortak paydaları da sömürüyor. Anlatacak yaşanan kalmıyor. Ne sende o onda.

Bir araya geldiğinde ise hem özlem duyuyorsun hem de "şu gün gelse de ona şunları şunları anlatayım" diye düşünüp duruyorsun.

Hayattaki tek amaç bu boşluk içinde aç kalmamak, götün sıcak bir yerde uyumak ve eğlenmek. Hayat standartını ayarladıktan sonra fuzuli harcalamaları radikal reformlarla kontrol altına alabilir ve babalar gibi eğlenebilirsin.

Sen ne yapmaktan hoşlanıyorsun? Hoplamaktan mı? O ne yapmaktan hoşlanıyor? Amuda kalkmaktan mı?

O zaman sen hopla o da amuda kalksın. Yan yana olduğunuzda da amuda kalkıp hoplayın. Böylece "ortak payda" olgunlaşır.

Eğlence olgusuna dönecek olursak da xx'le olan eğlecelerde y kromozomu ağır basmasın lütfen. Romantik eğlence olsun. Anlatmaktan dilin kuruduğunda dizine yatıp dinle ve o an senin için romantik eğlence başlasın. Günü batışında elini tutuyor olmaktan öyle mutluluklar duy ki kendi içinde yüzüne bakıp gülümsediğinde o da aynı şeyleri hissetsin. Eline daha sıkı daha kuvvetli sarılsın. O ince kırılgan parmaklarıyla...

Her omuz omuza sohbetten sohbetten sonra "zorunluluktan ve o öyle istiyor" diye değil, sen bunu söylediğinde mutlu olacağın için ve o da senin mutluluğudan mutlu olacağı için ufak bir "teşekkür et" çünkü hem xx hem xy karşılıklı olarak ortak boğuma çıkmak için diğer boğumun üzerinden geçiyor. Çeşitli "bireyselliklerden" vazgeçip tırmanıyor.

Rotamızı üçüncü tekil kişilere çevirelim;

Dışardan fevkalade görünen ilişkiler içerde çok büyük fırtınalarla ilerleyebiliyor. xx, xy'yi ya da xy xx'i kendi boğumlarına çekmeye çalışıyor. Bir tepenin diğer tarafına geçer gibi diğer boğuma atlamak içinse kendi boğumundaki düğümleri ve halatları söküp diğer tarafa ilmeklemen gerekiyor. O zaman da yazının başında bahsettiğimiz kısır döngüye yüz tutuyor ve halatlar fitil oluyor.

Dışardan gayet kötü ve uyumsuz görünen xx ve xy'ler ise kimi zaman boğumları ve ilmekleri o kadar iyi ayarlıyorlar ki boğumlarına olan ihtiyacı bilip ona göre davranıyorlar. Daha kuvvetli ve daha tutarlı devam edebiliyor bu şekilde yan yanalık.

-ebiliyor çünkü kesinlik olamaz. Belki üst boğumda bir oynama ya da alt boğumda ufak bir balans ayarı -her iki fraksiyon için de- dengeyi bozup Jenga'daki gibi başından aşağı yıkılabiliyor.

Amaç boğumları birbirine karıştırmayıp heterojen karışımı yakalamak. Ne göt göte mırç mırç giden yavşak bir ilişki -ki bu yan yanalık olamaz- ne de üst boğumlardan yukarı çıkıp tırnakların değmesi ve görünürde bir birliktelik olması. Bir boğum değecek ama iki boğum ı-ıh.

Şimdi biraz daha harcore bir roto çeviriş;

Ulan cinsel dürtüyse işin sadece, o kadar para yedireceğine işinin ehli zibil gibi hem kriz döneminde daha ekonomik.

Ayrıca öpmesen de elini tutamasan da yine de ona aidiyet duygusuyla yaklaşıyorsan o uzaktayken "birini bekliyorum" diyorsan onun verdiği 5 kuruşluk bir zımbırtıdan bile yüzlerce anı canlandırabiliyorsan gözünün önüne o zaman içten içe sen, onun boğumunu kendi boğumuna dikmeye başlamışsındır. Yavaş yavaş, sindire sindire, kendinin bile haberi olmadan.

*Gazlayanlar;

Arhan, Can, Diego, Mert is Mert

(Alfabetik sıranın gözünü seveyim)

**İlhamlayanlar;

Bu yaşıma kadarki oksijenli ortamda soluk almış zibilyon insan gözlemi

***Playlist;
Radiohead, Avril Lavigne (Who Knows)

Biterken Radiohead I Might Be Wrong

**** Blog makara kukara olmasın arada yazmak lazım.


22 Temmuz 2009 Çarşamba

2. dk rahat bırakın lan!

Bazen kendimi soyutlamak istiyorum. Ne bulaşayım ne edeyim. Bana da bulaşmasınlar iki dakika kafa dinliyim. Bi rahat lan!

Evet, konu evdekiler özellikle de kardeşim. Bazen daraltıyor. Sabahtan beri uğraşacaklarım var bilgisayarla fakat bölük pörçük olunca bi boka benzemiyor. Ne izlediğim Supernatural 1. Sezon finalinden bi şey anladım, ne de bi haftadır götümü yırtıp başlamak istediğim Lucky Star'a başlayabildim.

Evet, İstanbuldan getirdiğim dvd'lere hala dokunamadım ve karman çormanlar. Sanırım öylece bırakacağım.

Zaten yeni mause almışlar göt kadar elime sığmıyor kasıla kasıla kullanılıyorum.

Ve evet taktım kulaklığımı açtım Wire to wire'ı "alın lan soyutluyorum kendimi demek istiyorum. Bi nefes alayım lan daraldım. Ha evet kafam da attı biraz.

Evet, sevindirici bi yan var o da geceler benim oh uyuyunca kafa dinlerim.

Evet, bir başka sevindirici yan ise tercihlerden sonra ist, izmir ya da muğla, sakarya, kocaeli diye giden bir tercih sırası ile (büyük olasılık ilk ikisinden biri olacak) kanatlarımı açıp kabuğumun tuğlalarını ya da odun borularını kendim birleştireceğim. O zaman bir nebze bile olsa kendi düzenim olacak ve bu kadar kasılmayacağım sanırım.

Nefes alamadım gün boyunca desem yeridir sanırım. Ha tamam çocuk saracak bana özlemiş ama bunaldım yahu. Gece yoldayken ne güzeldi oh kafayı koymuşum Wire to wire root'ta misler gibiydi valla.

En iyisi akışına bırakıp sabretmek hocam. Zamanla yoluna girecek toparlanacak. Yazarken de rahatladım gibi. Oh. Şimcik Lucky Star izliyim rahatlayabilirsem.

PS: Kötü hissettim lan bi an.

İzmir Change log

-Google Chrome kullanılmaya başlandı.

-Windows live messenger kuruldu.

-Supernatural 1. Sezon bitti.

*Animeler dvd'ye yazılacak. H:\ Toparlanacak.

Gevrek! Boyoz! Çiğdem!

İzmir'e geldim. Bilgisayar pörsümüş iyice yok güncellemesiydi yok dvd düzenlemesiydi yok animesi dizisi öss'si kitapçığı çok iş var çok. Bi de sosyal varlık olmak var çık dolan falan vakit az planlamam lazım. Sonra da buraya bir change log düşeriz gari.

Sabah da bir gevrek yemişim vay anam vay!

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Rock'n Coke 2009 Pazar günü

Ehm. Sabah 7.15'te kalkıp duşa girdim ve evden çıktım. İskitakamet 4. Levent ordan da Kozyatağıydı. Fakat 4 Levent - Kozyatağı otobüsünü 10 dk ile kaçırınca 1 saat sırf otobüs bekledim. Bu sırada R-huN insanı uyanmak bilmedi. Kapılarının önüne geldim, zile abandım, anca uyandı da açtı. Herneyse bi şeyler atıştırıp çıktık.

Bostancıya yürürken yetişemeyeceğimizi farkedip aptal parası verdik dolmuşa. Bostancıda Kolombus ve arkadaşıyla buluştuk ve İstanbul Park otobüsünün kalkmasını bekledik. O sırada "Eheeyyt yoyo" derken breakaway'im dengesiz kaçınca Arhan beyin gözüne oturttum.

Otobüsün kalkamsına 10 dk kala su almaya koştuk ve kondşsyonun sıfır olduğunu farkettik. Otoüse yetişip bindikten sonra manzara şoförün arkasındaki ikili ve yanındaki tekli boştu. Kolombus "abi biz dört kişiyiz" dese de benim kıvrak bir haraketimle tekin yanındaki çıkıntıya oturmamla problem çözüldü. Yolda açtık DS'leri pokemon oynadık. Şaşırmadık da bunu yaptığımıza.

Ve geldik İstanbul Park'a dolan allah dolan bir giriş ve kontrol macerasından sonra içeriye girdik. İlk dikkatimizi çeken Coca Cola Zero sahnesindeki Rockband'di. O esnadaki grup hatasız çalıyordu koptuk eğlendik. Fakat sonrakiler cırt çıkınca alanı turlamaya başladık.

Yaşamsal faaliyetleri gidermek için her türlü mekanın olduğu kocaman bir otoparktı bulunduğumuz yer. Bakındık ettik ne var ne yok sonra daldık alternatif sahneye. Allernatif sahnede Proudpilot isimli 3 kişilik bir grup vardı enfesti. Mest olduk kendilerine. Onların bitimine yakın çıkıp ana sahneye gittik. Fuat çıktığında "O yea man" yapacaktık. Ana sahnede D2 vardı ve adamlar ana sahne aksiyonları için hafif bir ısınma turu oldu bizden yana. Ordan hop Fuata gittik. Adam arada iyi laf geçirdi takdir ettik.

Cold War Kids çıktığında arsızlık ettik biraz bakıp kaçtık ve alternatik sanhnenin arkasındaki juggling zone daldık. Yoyolarımızı çevirirken sıcakta kavrulduk. Hoş eğlenceliydi yine de. Dinlenmek istediğimizde tam karşımızdaki gölgelere çöktük. Oturup izlerken devil's stick oynayanları takdir ettik, kimini görünce iç geçirdik "Ne güzel beceriyorlar diye" fakat ben kimi zaman daha bir farklı iç geçirdim. Of of.

Tam dinleniyoruz oh derken Kolombus'un arkadaşı "lan gelin hadi Manga vs. Cartel!" dedi ve ağır ağır sahne önüne doğru yaylandık. Performans cidden iyiydi ve adam akıllı dağıttığımız ilk performans onlarındı. Sonunda şaftımız kaymış biçimde yemek yemeliyiz dedik ve ucuz doyurucu bir şeyler aramya başladık.

Yemeğimizi yerken Hayko çıktı. Kulak kabarttık sadece. Piknik masalarında otururken önümüze birden fanta düştü. Winrar oldu.

Razorlight'da sahnenin sağ tarafına kurulduk. Hafif nahoş bir şekilde keyfleniyorduk. Sonra birden vokal aşağı indi geldi toka yaptık bir güzel. Hemen ardından Wire to Wire'ı çaldı saygı duyduk.

Biraz daha dinlenmeliyiz dedik Razorlight'tan sonra ve kendimizi betonun koynuna bıraktık. Kaiser Chiefs'i oturup dinlesek mi yoksa önlerden yer kapmak için yardırsak mı diye düşündük ve daldık aralarına gidebildiğimiz kadar gittik. Vokal, adamı resmen çoşturdu etkileşimli bi konser verdi. Hop hop hop eğlendirdi.

Ve Kaiser Chiefs bitti sıra Linkin Park'a geldi. Tahmin ettiğimiz gibi kimse kıpırdamadı biz de ıgh'laya ıgh'laya aralardan sıyrılmaya çalıştık. Bir yere kadar tabi sonrası nafile.

Razorlight sırasında şöyle bir diyalog geçmişti:
R-huN: Acaba Linkin Park açılısı neyle yapar?
Ben: Abi ben Given Up hatta Wake'den ufak bi tıngırdatıp öyle bağlarlar.
R-huN: Bleed it Out da olabilir ama
Ben: Tamam abi çıkınca görelim

Ve açılış Given Up'la oldu. Sonra saymadım ama baayyya bi şarkı çaldılar. Hepsine eşilk ettim tabi boğazım da patladı. Kapatırken Bleed it Out dediler ve gittiler. Fakat kalabalık gitmedi. Lay lay lay lay lay lay lay lay lay laa ooo Linkin Park nidalarıyla adamları getirtip 3 şarkı daha söylettik. Ve hiçbir tarafımız tutmaz halde evin yolunu tuttuk.

Bence Linkin Park apışıp kalmıştık burdaki kitlelerine ve İstanbul Orz şeklinde kalmışlardır. Ki bunu sahnede de yaptılar.

Ve LiT gözümde sıfırdır artık Live in İstanbul var çünkü kanlı canlı.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Benim başım kel mi?

R-huN'ın Pokedex'ini bitiririz de benimkini bitiremez miyiz? Hodrimeydan. Bitirdim ulan. Gidip National Pokedex'imi alcam sonra da Charmender yakalamak için kascam. >_>

17 Temmuz 2009 Cuma

Geleceğe dair planlar listesi v0.2

Bu da zengin para babası olup puro tüttürürken yapacaklarımın -hayallerin- listesi olsun, güncel olsun, hoş olsun.
-Londra
-Okinawa
-Shibuya istasyonu (ve Death Note köpek heykeli xD)
-İsveç kasabaları
-Scribllenauts 2'nin tanıtılacağı E3 =p
Kafa dağınık. ._.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Bu da alışveriş listem olsun v0.3

-Lyn Fury yoyo
-İdare edecek kaliteli bi kulaklık
-Rock'n Coke (alındı)
-Laptop Packard Bell TJ65-DT-003TK
-External HDD min 1 TB
-EZ Flash
-Anime figürlü mug, tişört bastırılacak
-Papercraft
-Scribblenauts
-2. el Wii ve mosion plus, bol bol wiimote
-Play Station 2 tabi ki 2. el

Ve tabi ki güncellenecek.

14 Temmuz 2009 Salı

Evet>Cake is lie

Evet! Büyük anket bitti! Ve kazanan Evet oldu. Şimdi Evet'e dönüyoruz. Evet ne diyeceksin Evet:
Anket iyi başladı. Karşılıklı oylarla durum dengede devam etti. Ta ki son güne kadar. Son gün oyuyla liderliği göğüsledim. Mutluyum huzurluyum.
Okurlara söyleyeceğin son bir şey var mı Evet?
Cake is a lie!
Ve blog'umdan memnunlarmış takip edenler. :3

13 Temmuz 2009 Pazartesi

İş, güç ve Pokedex

İşimiz gücümüz yok R-hun'ın Pokemon Platinium'daki Pokedex'ini tamamladık. Yok tercihmiş, yok yoyoymuş, yok bilmem neymiş. Hiç biri dolu Pokedex gibi değil

12 Temmuz 2009 Pazar

I... CAANN...FLYYY!!1 Ehm. WIIIIN!!


Marmara ya da İstanbul İktisat istiyorum ama en kötü olasılıkla DEU İktisat olur yani.

Epic Win!


Evet, bunu yaptım!

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Papercraft


'Bu elimde gördüğünüz kağıt!' kalıbıyla girecek olursam hoş, afili, emek isteyen ama pek ala 'Elcağızlarımla yaptım' dedirten bir uğraş. Google'layınca pek çok site çıkıyor karşımıza. Ayrıca anime karakterlerinden tutun da DS'e kadar her şeyi yapılıyor.
Yapmak ise pek basit. Yine internette bunların kalıpları bulunuyor. Tek yapmanız gereken belleğinize telefonunuza bir veri aktarma cihazına atıp fotoğrafçı baskıcı neyin bir yerden yazdırmak. O kadar. Sonra uğraşın bakalım.
Düşünmüyor değilim aslında.