Ehm. Sabah 7.15'te kalkıp duşa girdim ve evden çıktım. İskitakamet 4. Levent ordan da Kozyatağıydı. Fakat 4 Levent - Kozyatağı otobüsünü 10 dk ile kaçırınca 1 saat sırf otobüs bekledim. Bu sırada R-huN insanı uyanmak bilmedi. Kapılarının önüne geldim, zile abandım, anca uyandı da açtı. Herneyse bi şeyler atıştırıp çıktık.
Bostancıya yürürken yetişemeyeceğimizi farkedip aptal parası verdik dolmuşa. Bostancıda Kolombus ve arkadaşıyla buluştuk ve İstanbul Park otobüsünün kalkmasını bekledik. O sırada "Eheeyyt yoyo" derken breakaway'im dengesiz kaçınca Arhan beyin gözüne oturttum.
Otobüsün kalkamsına 10 dk kala su almaya koştuk ve kondşsyonun sıfır olduğunu farkettik. Otoüse yetişip bindikten sonra manzara şoförün arkasındaki ikili ve yanındaki tekli boştu. Kolombus "abi biz dört kişiyiz" dese de benim kıvrak bir haraketimle tekin yanındaki çıkıntıya oturmamla problem çözüldü. Yolda açtık DS'leri pokemon oynadık. Şaşırmadık da bunu yaptığımıza.
Ve geldik İstanbul Park'a dolan allah dolan bir giriş ve kontrol macerasından sonra içeriye girdik. İlk dikkatimizi çeken Coca Cola Zero sahnesindeki Rockband'di. O esnadaki grup hatasız çalıyordu koptuk eğlendik. Fakat sonrakiler cırt çıkınca alanı turlamaya başladık.
Yaşamsal faaliyetleri gidermek için her türlü mekanın olduğu kocaman bir otoparktı bulunduğumuz yer. Bakındık ettik ne var ne yok sonra daldık alternatif sahneye. Allernatif sahnede
Proudpilot isimli 3 kişilik bir grup vardı enfesti. Mest olduk kendilerine. Onların bitimine yakın çıkıp ana sahneye gittik. Fuat çıktığında "O yea man" yapacaktık. Ana sahnede D2 vardı ve adamlar ana sahne aksiyonları için hafif bir ısınma turu oldu bizden yana. Ordan hop Fuata gittik. Adam arada iyi laf geçirdi takdir ettik.
Cold War Kids çıktığında arsızlık ettik biraz bakıp kaçtık ve alternatik sanhnenin arkasındaki juggling zone daldık. Yoyolarımızı çevirirken sıcakta kavrulduk. Hoş eğlenceliydi yine de. Dinlenmek istediğimizde tam karşımızdaki gölgelere çöktük. Oturup izlerken devil's stick oynayanları takdir ettik, kimini görünce iç geçirdik "Ne güzel beceriyorlar diye" fakat ben kimi zaman daha bir farklı iç geçirdim. Of of.
Tam dinleniyoruz oh derken Kolombus'un arkadaşı "lan gelin hadi Manga vs. Cartel!" dedi ve ağır ağır sahne önüne doğru yaylandık. Performans cidden iyiydi ve adam akıllı dağıttığımız ilk performans onlarındı. Sonunda şaftımız kaymış biçimde yemek yemeliyiz dedik ve ucuz doyurucu bir şeyler aramya başladık.
Yemeğimizi yerken Hayko çıktı. Kulak kabarttık sadece. Piknik masalarında otururken önümüze birden fanta düştü. Winrar oldu.
Razorlight'da sahnenin sağ tarafına kurulduk. Hafif nahoş bir şekilde keyfleniyorduk. Sonra birden vokal aşağı indi geldi toka yaptık bir güzel. Hemen ardından Wire to Wire'ı çaldı saygı duyduk.
Biraz daha dinlenmeliyiz dedik Razorlight'tan sonra ve kendimizi betonun koynuna bıraktık. Kaiser Chiefs'i oturup dinlesek mi yoksa önlerden yer kapmak için yardırsak mı diye düşündük ve daldık aralarına gidebildiğimiz kadar gittik. Vokal, adamı resmen çoşturdu etkileşimli bi konser verdi. Hop hop hop eğlendirdi.
Ve Kaiser Chiefs bitti sıra Linkin Park'a geldi. Tahmin ettiğimiz gibi kimse kıpırdamadı biz de ıgh'laya ıgh'laya aralardan sıyrılmaya çalıştık. Bir yere kadar tabi sonrası nafile.
Razorlight sırasında şöyle bir diyalog geçmişti:
R-huN: Acaba Linkin Park açılısı neyle yapar?
Ben: Abi ben Given Up hatta Wake'den ufak bi tıngırdatıp öyle bağlarlar.
R-huN: Bleed it Out da olabilir ama
Ben: Tamam abi çıkınca görelim
Ve açılış Given Up'la oldu. Sonra saymadım ama baayyya bi şarkı çaldılar. Hepsine eşilk ettim tabi boğazım da patladı. Kapatırken Bleed it Out dediler ve gittiler. Fakat kalabalık gitmedi. Lay lay lay lay lay lay lay lay lay laa ooo Linkin Park nidalarıyla adamları getirtip 3 şarkı daha söylettik. Ve hiçbir tarafımız tutmaz halde evin yolunu tuttuk.
Bence Linkin Park apışıp kalmıştık burdaki kitlelerine ve İstanbul Orz şeklinde kalmışlardır. Ki bunu sahnede de yaptılar.
Ve LiT gözümde sıfırdır artık Live in İstanbul var çünkü kanlı canlı.