20 Temmuz 2010 Salı

Yörüngedeki Uçak

Benzini bitmeyen bir uçaktasın. Kimse yok. Ve sonsuza kadar ordasın. Çünkü yaşamak istemiyorsun. Popülist doğrular adına yaşamak senin için anlamsız. Geçirdiğin hayatı sevmediğin için bu kokpittesin.

İnsanlar riyakâr. İnsanlar dedikoducu. İnsanlar ikiyüzlü. İnsanlara güven olmaz.

Kafanda dönen sorular bunlar. Nerden mi biliyorum? Bunu konuşamayız. Sana anlatamam. Fakat bildiğim şey intihar etmek için pek çok zaman fırsat kolladığın ve zamanla aklından çıktığı. Ölmeyi istiyorsun. Artık ben yokum demek istiyorsun. Yapamıyorsun. Engel oluyorlar. Yapman gerekenler olduğu için sürekli olarak ölümü erteliyorsun. Ve ciğeri beş para etmezlerle çalışıyorsun.

Hep var olmak zorundasın. Bunlarla başa çıkmak zorundasın. Elinde olmayan bir eylem olan ölümle baş başa kalmak istiyorsun fakat yapamıyorsun. Ve bunun için her zaman içinden küfürler ediyorsun. Kendini kapatman gerekiyor. Yeniden başlatman gerekiyor.

O zamana kadar boş vaktin olursa bana da haber ver birlikte yok olalım.

16 Temmuz 2010 Cuma

Falling

Yüzbeşinci kat civarına insan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor. Onu beslemek, yatırmak, tuvalete götürmek zorundasın. Daha iyisinin icat edilmemiş olmasına inanmak istemiyor insan. Daha az ihtiyaçları olan daha az vakit kaybettiren bir şey icat edebilirdik.

İnsanların neden uyuşturucu kullandıklarını anlamaya başlıyorum. Çünkü zamanın sınırlı olduğu, kanunlar ve emirlerle dolu ve mülkiyete dayalı bu dünyada insanların yaşabileceği tek gerçek kişisel macera bu.

Sadece uyuşturucu ve ölümde yeni bir şeyler tecrübe etme şansına sahibiz ve maalesef ölümün hakimiyeti fazla kuvvetli.

Eğer kimse izlemiyorsa herhangi bir şey yapmanın çok anlamsız olduğunun farkına varıyor insan.

Chuck Palahniuk - Gösteri Peygamberi (Survivor) - 143

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Death

Merhaba yabancı. Ben hayatını bir çemberin içine sıkıştırmış. Belki de hapsetmiş biriyim. Bardağa kapatılmış sinek gibi farklı yollarla aynı yere gidiyorum. Ve ben ölüyorum. Görüşürüz yabancı.

Nasıl olsa senin için bir ifade etmiyorum. Benim olmamam senin için bir kayıp değil. Üzülmene de gerek yok. Hatta üzülmezsin bile.

Merhaba dostum, merhaba kardeşim, merhaba ortağım, merhaba sevgilim, merhaba baba, merhaba. Ben yakında öleceğim. Elveda.

Sizin için değerimi bilmiyorum. Kestiremiyorum. Fakat bazen görüyorum. Bazen gözlemleyebiliyorum. Pirinç tanesi kadar adam olduğumun farkına varıyorum öyle anlarda. Bunun için minnettarım size. Fakat beni tanıdığınız için şimdi sizi üzmek zorundayım. Beni tanımasaydınız, benim olmamam sizin için herhangi bir kayıp olmazdı. Belki şimdi de olmaz. Onu bilemiyorum elbette. Fakat ben yokum. Artık hiçim. Şu anda tek isteğim benden sonraki dünyayı seyretmek. Bunu bana verdiklerinde ölümüm çok da falso bir durum olmayacak.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Çarpıtılmış Anlar

Yok olmayı beklerken zorunluluktan nefes alıyorsun. Küllerinin etrafa savrulmasını istiyorsun bir an önce. Telefonda rastgele çevirdiğin numaradaki adamın sana "alo" yerine "öl" demesini istiyorsun. Çünkü doğrunla yanlışın birbirine girdi. Ne konuşabiliyorsun ne susabiliyorsun. Fakat anlatman lazım ki unutasın. İçmen lazım ki unutasın. Benliğini kaybetmelisin. Ki unutasın. Eğlencenle acıların birbirine karışıyor. Eğlenmek senin için çok bir hal almaya başlıyor. Sessiz kaldığında duydukların rahatsız ediyor seni. Ama emin ol, gün gelecek onlar seni rahatsız etmeyecek.

Hissizleştiğinin farkındasın değil mi? Sessizlik seni manipüle ediyor. Buna eminim. Sessizlik seni kontrol etmiyor. Sessizlik seni meşgul ediyor.

Yok olmak istiyorsun. Lakin hiç olmak istemiyorsun. Kafanda bu üç harfin tasvir ettiği başka terimler var. İkisi sana göre farklı. Belki de aynı yola çıkıyor ikisi de. İnanmak istiyorsun bunların farklı olduğuna. Birbirinden ayrı kavramlar içerdiğine inanmak istiyorsun.

Bunu benim için yapabilir misin?

Bunu benim için yapar mısın?

İkisinin farklı olduğunu ispatlayabilir misin bana?

İkisinin farklı olduğunu ispatlar mısın bana?

Acıma ortak olmasan da zevkime ortak olmasan da bunları benim için yapar mısın?

Yok olduğumda bir hiç olmak istemiyorum.