27 Mayıs 2010 Perşembe

Vuran Ayakkabı

Bütün gün ayağına vuran ayakkabını çıkardığında hissettiğin mutluluk vardır ya. İşte o her şeyi anlatıyor sana. Tüm çektiğin acılardan ona sebep olanı çıkarttığın zaman kurtulacağını mesela. Yaşayamam demene rağmen onsuz da yapabilmeni mesela. Mesela, en mutlu anından onu çıkardığında her şeyin dağılması gibi.

Elde ettiğin tüm anılarını ona değer katan varlığı kaldırdığında yok olduğunu, bir anda önüne buzlu cam konulmuş gibi buğulandığını ve flulaştığını bilmek bazen huzur verici. Nadiren yıpratıcı.

O anıdaki varlık yok olduğunda o anının da önemi kalmayacak. Onu değerli kılan her şey yok olacak. Bu gaddarlık hayatına hakim olduğunda kusursuz bir geçmişin olacak. Çünkü geçmişinde seni mutsuz edenleri hayatından çıkardığında mutlu olacaksın. Her türlü rahatsızlıktan bahsediyorum, kategorize etmeden.

Anıların seni kovalar. Her zaman. Bu nedenle artık o sokaktan geçemiyorsun, artık o cafede oturamıyorsun, artık o şarkıyı dinleyemiyorsun, artık o yemeği yiyemiyorsun, artık o alkolü alamıyorsun, hatta artık o kelimeleri kullanmıyorsun.

Çünkü anıların hem değerlidir, hem de zararlıdır. Kilitler seni, geleceğe bakamazsın. Nadiren mutlu eder seni.

Anılarından uzaklaşmak gerekiyor. Geride bırakmak, atlatmak. Yapabilirsin bunu. Düşünme. Eğer aklına gelirse başka bir şeyle uğraş. Her an aklına gelecek değil ya? Düşünme onu. Bir süre sonra o hayatının en mutlu anıları olarak nitelendirdiğin anıların bozulacak, tozlanacak, paslanacak. Ve sen yanlış hatırlayacaksın. Önce detayları unutacaksın, tablo çarpıklaşacak, bozulacak. Daha sonra ise kendini zorladığında hatırlayabileceksin, iyice eskiyecek, yıpranacak. En güzel son da burada, unutacaksın. Hatırlayamayacaksın. Adeta yaşamamış olacaksın. Ve acı çektiğin, göğsünü sıkıştıran, gözlerini dolduran, seni yaşamdan soğutan ve bir fanusa sokan o anılardan ayrılacaksın.

Sen kazanacaksın. Çünkü senin hayatında sadece sen kaybetmek istersen kaybedersin. Seçimlerinle hayatını mükemmel yapabilirsin. Yalnız kalmak ve arkadaşsız olmak istersen bunu da pek ala yapabilirsin. Hayat senin, kurallarını sen koyuyorsun. Senin tercihin. İstediğini yapabilirsin. Bok da olabilirsin, insan da olabilirsin. Evet haklısın kimse seni suçlamamalı. Fakat sen de insanları kaybetmeyi göze almalısın.

Seçim senin.

14 Mayıs 2010 Cuma

Geçmiş Geçti Artık

Geçmişi özlediğini biliyorum. Bazen durup dururken derinlere daldığını da. Hatta bazen iç geçirip eski sevdiklerini düşünüp ağladığına da eminim. Kimi zaman ise oyuncaklarını özlüyorsun. İlk bisikletini, ilk evcil hayvanını, ilk bilgisayarını, ilk odanı, ilk arkadaşını, ilk sevdiceğini...

Geride bıraktığın her şeyi özlediğine adım gibi eminim. Ve kaçırdıklarını da.

Ayağına gelen fırsatları, ayrıldığının sevgilinin barışma çabalarını, gelen iş tekliflerini, verebileceğin dersleri kıl payı kaçırmanı ve nicelerini.

Bunların zaman zaman aklına geldiğini ve hüzünlendirdiğini hatta gözlerinin dolduğunu kabullenmek istemiyorsun. Bunlar yıpratıyor seni. Kabuklarını kırıyor. İnsanlara göstermek istemiyorsun. Kendi içinde halletmek istiyorsun ki insanlar seni aciz görmesin. Onlara zayıf ve beceriksiz görünmemek için elinden geleni yapıyorsun.

Fakat bunların hiçbiri geri gelmeyecek. Ne eski sevgilinle barışabilirsin ne kaçırdığın sınavı o an içinde düzeltebilirsin ne de reddettiğin iş teklifini artık kabul edebilirsin.

O günler geride kaldı. Senin için kayıp günler. Bunlar senin kaybettiğin mücadelelerin. Vazgeç artık. İnanmak istemiyorsun, kabullenmek istemiyorsun ama kaybettin. Bunları geri kazanamazsın.

Kayıp günlerin için tasalanmaya devam edersen kaybetmeye de devam edeceksin. Onları geride bırak. Çünkü geri gelmeyecek. Ne kötü anıların ne de iyi anıların. Onları saklamak istiyorsun biliyorum. Onlar senin kıymetlilerin, bunu da biliyorum. Fakat takılırsan bunlara kazanamazsın önündeki mücadeleleri. Evet duygusuzca, fakat gerçek.

Geçmişte pek çok kişinin hayatında iz bıraktın bunu da biliyorum merak etme.

Ama onlar orda kaldı ve geri gelmeyecek. Gözünü açıp ileriye bak. Herkes her gün birbirinin hayatında iz bırakıyor. Sokaktaki ıslak mendilcinin seni nasıl etkilediğine bir bak. Metroya binerken karşılaştığın görme engelliye bak. Yemek siparişi verdiğinde yanlış servis yapan garsonu düşün. Otobüste birbirlerine giren iki insanı gözünün önüne getir. Hayır. Gözlerini kapatma. Kendini dışarı kapama. İnsanlar her gün birbirlerine çarpıyor. Sana da çarpacaklar şüphen olmasın. O zaman lütfen kulaklıklarını kulağına oturtup kafanı çevirme. Bu sana zarar verir, ona değil. Ve bir gün biri sana bodoslama çarpacak. Ve o zaman her şey değişecek. Belki iş bulursun belki sevgili belki de kaybettiğin oyuncağını sana getiren eski bir arkadaş. Bundan emin olamazsın. Lakin dünyaya sırtını dönersen her şeyi kaçırırsın. İnsanlarla konuşmazsan her şeyi kaçırırsın. Ve böylece her mücadeleden mağlup çıkarsın. Kaybedersin.

Şimdi kulaklıklarını çıkar ve dışarı çık. İnsanlara bak. Onlarla konuş, onları dinle. Geçmişini unut, geleceğin sana getirdiği fırsatları gör. İnsanlara çarp.