İlham gelir ve gider. Odamı paylaştığım kuş sağolsun bu saatte anırmaya başladı. Ev halkı ayağa kalkmasını engelleyene kadar şevk kaçtı. O zaman köşeme kurulmalıyım ne yapayım sana köşe. Köşeye kurulduğum tamam ama ne anlatayım sana...
Soğuk.
Soğuk aklıma geldi. Soğuktan bahsedeyim sana. Soğuk daha güzel değil mi defter. Karşıtıyla var olduğu gerçeğini göz ardı etmek istiyorum sıcak olmasın. Vıcık vıcık olmasın. Soğuk olsun daha iyi. En azından tedbirimi alır öyle çıkarım dışarı. Kat kat giyinir çıkarım. Hafif bir ürperti derinden yaklaşır. Isınacağını bilir ve üşürsün ama güzel olur. En azından derine yapışmış her gözenekten ter fışkırmaz.
Tamam defter olmadı saçmaladım.
Eskiye özlem nedir köşe? Atari ile gece geç saate kadar oturup çok ısınmış yat dendiği an.
Olmadı köşe bundan da bir şey çıkmadı.
Amores perros geldi aklıma. Var mı böyle bir film. Varsa ben izlemedim ama beni böyle etkileyen başka bir film olmadı. Üç kişi ve tek olay. Bir anda birbirine bağlanır ve "Meksico City için bile alışılmadık türde bir vahşet doğacaktır bu hayat girdaplarından..."
Bu gece sek sek oynuyorum seninle köşe.
Voleybol oynamak istiyorum köşe. Sakatlık ve sekteye uğramak kötü ama kaşındım be köşe ben arandım ve buldum. Şimdi zıplamaya korkuyorum ve tedirginlik duyuyorum. Ayıptır söylemesi bileğimi burktum bir iki ay önce ve davul gibi bir ayağa sahiptim. Geçti ama tekrarlanmasından korkuyorum köşe. Bir an gelip patlama yaşayıp çatır çutur vurayım ki topa anca kendime geleyim iyileştiğimi kafama sokayım.
Neyse köşe daha fazla saçmalayamıyorum. Bir daha görüşene dek hoşçakal. Görüşürüz.