Aklımızdan geçenlerle dudaklarımızdan dökülenler örtüşür mü hep? Yoksa her zaman bir filtre ile mi dolaşmak zorundayız? Niye hep istediğimizi söyleyemeyiz birini kıracağımızdan mı yoksa birinin önüne geçip onu arkada bırakacağımızdan mı? Niye bunlardan korkarız çok mu paylaşmayı seviyoruz yoksa dozunda bencil olamıyor muyuz? Hep kendimizden mi ödün veriyoruz? Kendimizi sevemediğimizden ve sorumluluktan kaçtığımızdan mı gerçek yüzümüzü dış dünyaya insanlara açmıyoruz? Yoksa keşfedilip ortaya çıkıp şımaracağımızı mı düşünüyoruz? Yoksa insanların bizi angarya altına alacağından şüphe edip mi vuruyoruz ağzımıza prangayı? Aslında bilgimizi düşüncemizi paylaşmamak bencillik değil midir? "gerekli" insanlardan kaçarak "ben kendime yeterim" düşüncesi mi hakim? Bilinçaltımız bize bir oyun mu oynuyor? Yoksa test etmekten mi korkuyoruz? Doğruyu yanlış, yanlışı doğru mu görüyoruz? Doğduğumuzda elimize bir defter verildiğini ve yaptığımız iyi, kötü her şeyi istemsiz kaydettiğini unutuyor muyuz? Kumar oynadığımız farkında değil miyiz? İstediğimizi söylediğimizde ödül de alabiliriz yerin dibine de göçebiliriz? Bu riskten mi kaçıyoruz? Kaçıp öylece sıradan aynı zamanda istikrarlı bir hayat daha mı makul? İstikrar tekrar değil mi monotonluk değil mi? Çizgimizi ayarlayabildiğimizi unutuyor muyuz? Çemberimizin çapını istediğimiz gibi ayarlayabiliriz fakat yine başkalarının ayarlamasına izin veriyoruz? Toplum bizi mi arıyor ki onların normlarına uyalım? Düşüncelerimiz farklı değil mi? niye karşımızdakinin duymak istediğini söylüyoruz? Neden bu kadar soru üretiliyor? İstikrarlı bir yönde monoton hayat devam ederken niye sorulara ihtiyaç duyuluyor?
Çünkü aslında kendimiz için yaşadığımızı unutuyor ve başkaları için yaşadığımız varsayıyoruz dersi ebeveyn için çalışıyoruz. Parayı aile için kazanıyoruz. Neden kendimiz için bir şeyler yapmıyoruz? Biraz da kendimiz için yaşayalım bireysel aktivitelerden kaçıp bir nevi sorumluluktan kaçıp takım aktivitelerine yöneliyoruz çünkü alınacak sorumluluk bölünüyor ve daha az iş düşüyor oysa tek başımıza ayakta durabilecek gücü kendimizde bulduğumuzda yani istediğimiz söyleyip istediğimizi yaptığımızda daha özgür olmaz mıyız çünkü yaptığımızın ceremesini çekeriz ya da ödülünü alırız. Aldığımız risk oynadığımız kumar... Hep kumar oynamaz mıyız? Birine bir şey deriz cevabı bilmeden söyleriz cevap pozitif olduğunda mükâfatını alacağımızı negatif olunca onun altında ezileceğimizi biliriz... İnsanları özgür bırakmaktan, yalnızlıktan korkarız... Ama yalnızken yanımıza gelen dış dünya canlıları bizim dostumuz olur... Onlar özel olur kakara kikirinin önüne geçer bizi önemsedikleri sürece önemsenmeyi hak ederler ve bu onların mükâfatı olur... Kim gelir yanımıza yalnızken, kim hatırlar "iyi çocuktu bu" diye? Sadece dostlardan ibaretler... Onlar için nerdesin? Senin için onlar nerde senin düşüncelerin var düşündüğün kadar varsın hayallerin uğruna hayattasın... Şu an buradasın bunu okuyorsun fakat destende bir tek kart var o da hayatın... Sen çizersin sen kurarsın çemberini kim belirliyor? Sınırlarını kim çizdi? Sen çemberin kadar varsın ve sen çemberinin çapısın... o kadar büyüksün o kadar genişsin yaşam saatlerini sen belirler nefes ritmini sen belirlersin fakat sen bu kadar mısın yoksa fazlası olabileceğini mi "düşünüyorsun" ? Düşündüklerini neden engellersin? Serbest kalsın ve tepkilere bak belki kazanırsın...
Tanrı yaratırken ademi yanına havvayı vermiş, çiçeği vermiş poleni esirgememiş, cıvata demiş ardından somun demiş, fişi yaratmış priz lazım demiş ve sistemi kurmuş homo sapiens'i özgür bırakmış ama içine 3 karşı konulmaz dürtü bırakmış
Yemek içmek ve sevişmek... Dizginlerini kontrol edebilirsin ya da bunları bırakabilirsin ama düşüncelerinle elde edersin bunları dudaklarından döküldükçe gerçek olur... Sen hayattasın ve elinde sadece düşüncelerin hayallerin ve hayatın var sen istediğin gibi kullan bunları, bunlar üzerine savaşını ver kazanana kadar durma hayat senin sen şekillendir çemberini sen çiz düşüncelerin doğrultusunda dile geldikçe... Unutma ki kayıttasın ve zaman senin aleyhine işine yaracak şeyleri kullan ve bundan çekinme... Sen varsın ki hayatın var senin çevrende her şey fakat bu diğer hayatların senin için olduğunu göstermez... Hayallerin için çaba sarf et elde ettiğinde yetinmeyi bil... Şimdi hayatını yönlendirenleri ve bunun üzerine uygulamaları gör... Bilir rollerden biride köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek pöf noktalardan biri de bu... Hayatını yaşa istediğin gibi...